1 Mayıs 2007
6/5/2007 · Kategori: HABER
1 Mayıs 2007'de İstanbul Taksim Meydanı'nda 1977'deki olaylarda ölen yoldaşlarını anmak üzere toplanan kalabalığın zehir içeriği yüzde yüz arttırılmış biber gazı ve tazyikli suyla karşılanması, demokratik olduğu iddia edilen bir ülkenin ayıbıdır; kaldı ki kullanılan biber gazının zehirinin arttırılmış olmasından dolayı bir kişi hayatını kaybetmiştir; böyle bir tutum insan haklarına da aykırıdır.
Ayıplarını örtmek için sendika ve partileri "yasadışı" olarak adlandırmaya çalışan İstanbul valisi, tüm gün boyunca yürüyüşe katılımı engellemek için her türlü ulaşım aracının seferlerini durdurmuş; şehre girmek isteyen otobüslere engel olmuştur.
Sokakta yürümekte olan vatandaşı, kahvelerde oturan insanları, yolculuk otobüslerinden indirdiği kişileri de gözaltına almakta sakınca görmeyen polis, gün sonunda bini aşkın kişiyi gözaltına almakla övünen bir vali...
Yıl 2007...
Ankara Yüksel Caddesi'nde 8 Mart Kadınlar Günü'nde yedi sekiz kadın haklarını aramak üzere toplanmış. İkişerli sıra halinde yüz kadar polis ve iki tank göreve hazır bekliyor.
Yine aynı yıl Ankara Yüksel Caddesi'nde "parasız eğitim" isteyen on kadar öğrenci toplanmış. Aynı sayıda polis ve tank hazır bekliyor.
Bunları seyrederek şöyle bir sonuç çıkarmak da mümkündür: Devlet, kadın haklarına karşı, parasız eğitime karşıdır. Hem de demokratik seslerden, halkın sesinden korkmaktadır; çünkü on kişiye karşın yüz polis ve savaş günlerini aratmayacak denli hazırlanmış olarak iki tankla orada olmak bunun göstergesidir.
En basit temel haklar için bile insanların sesi kısılıyor bu ülkede.
Demokrasi rejiminin yalnızca sandıkta oy vermekten başka bir şey olmadığını sananlar var...
Yıllardır halkın her türlü sesini kısmaya çalışan bir yönetim var. Adına "demokratik devlet" diyor.
Sonra bu demokratik(!) ülkenin başbakanı "Demokrasi amaç mıdır; yoksa araç mıdır? Bizim için araçtır." diyerek televizyonlarımızdan yansıyor.
Demokrasiyi araç olarak gören düşünce biçimi, insan haklarının da türban takmak olduğu çerçevesine sığınmış.Kafasına cop yiyerek beyin kanaması geçiren sanatçı, tüfeklerle kemikleri kırılan öğrenciler, yaralanan işçiler, zehiri arttırılmış biber gazından ölen adam, sokaktan, otobüsten, kahveden toplanıp gözaltına alınan bini aşkın kişinin yaşadıkları,
insan hakları ihlali kapsamına girmiyor; çünkü basın-yayın organları bundan söz etmiyor; millet vekilleriyle karıları da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yollarına "türban için" çıkıyor.
Bu kadar çok saçmalık bir arada bulunurken, bir şey demek çok güç.
Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
4 yorum yazılmıştır
Yazan:serhatdurgun | Tarih: 2007-05-13 17:32:59Konu: YARDIM!
Yazan:atesinsesi | Tarih: 2007-05-12 00:41:21blogunuzu daha doğrusu yazılarınız çok hoşuma gitti bende bloguma özellikle karl marx felsefesini koymak istiyorum bu konuda bir felsefeci olarak yardımını bekliyorum
serhat
hoÅŸcakal
Konu: ninem
Yazan:kiyametgunu | Tarih: 2007-05-06 22:08:57şehre sıkıyönetim geldi diye söylendi ninem,hep gülüp geçtiğimiz laflarına gülemedik bu sefer...
bir mayıs diyor haluk gerger hep demokrasinin çitası
sevgiyle
Konu: İstanbul Valisi 1 Mayıstaki tutumu nedeni ile işadamlarından övgü aldı
Yazan:Abhorrence | Tarih: 2007-05-06 16:02:29Aldığım bilgiye göre İstanbul Valisi Muammer Güler 2 Mayıs günü İstanbul Ticaret Odası'nda (İTO) yapılan ve Marmara Grubu Vakfı tarafından düzenlenen 10. Avrasya Ekonomi Zirvesi'ne katılarak bir konuşma yapmıştır. Vali Güler konuşmasına başlamadan önce işadamlarından 1 Mayıs günü aldığı önlemler dolayısı ile övgü almıştır. Muammer Güler bu konuşmayı TÜSİAD başkanı Arzuhan Yalçındağ'ın önünde yapmış, konuşmasından sonra Güral Porselen yapımı nadide bir vazo ile de işadamlarınca ödüllendirilmiştir.
Kaynak: http://birdahaasla.blogcu.com
Konu: ....
demokrasi dendiğinde ne anladığını tek bir cümle ile anlat desem nasıl bir cümle kurarsın merak ediyorum açıkcası... yazı yazan kişi yazısından sorumlu olan kişidir. Kalem kullanılarak olaya bir yönden bakıp birşeyler kaleme alınmışsa kişi bunun doğuracağı sonucu kabullenmiştir. bunu biliyor olduğunu umarak bir kaç şey söyleyeceğim.... devleti temsil eden valinin KANUNSUZ bir yürüyüşe izin vermemesi...Polis vasıtası ile kanunların uygulanmaya çalışılmasının demokrasiye karşı bir hamle olduğunu mu düşüüyorsun ? ... insanların özgürlükleri kanunlarla kısıtlanmıştır. Ayrıca başka bir kişinin özgürlüğünü kısıtlamaya başladığında kendi özgürlüğünden söz edemezsin...bunun adı özgürlükten çıkıp hak ihlaline girer... Hiç kimse fikir özgürlüğünü kullanmak için elinde sopa, molotofkoteyi, ateşli silah vb. aletler ile bir toplantıya katılmaz... Keike açını genişletip aynı konu hakkında tekrar yazmayı denesen belki daha gerçekci şeler yazarsın...

