Eda Keskin

Sevgililer Günü-Carol Ann Duffy-Çev: Eda Keskin

8/7/2007 · Kategori: CEVIRILERIM

 

 

SEVGİLİLER GÜNÜ

 

Ne bir kırmızı gül, ne de saten bir kalp.

 

Sana bir soğan veriyorum.

O, kahverengi kağıda sarılmış bir ay.

Işığı vaat ediyor

aşkın dikkatlice soyunması gibi.

 

İşte burada.

Seni gözyaşlarıyla kör edecek

tıpkı bir aşık gibi.

Yansımanı titreyen

bir dert fotoğrafına dönüştürecek.

 

Doğru sözlü olmaya çalışıyorum.

 

Şirin bir kart ya da öpücük değil.

 

Sana bir soğan veriyorum.

Ateşli öpücüğü dudaklarında kalacak,

sahiplenen ve sadık

bizim gibi,

biz olduğumuz sürece.

 

Al onu.

Platin ilmekleri daralıp bir evlilik yüzüğü

olacak,

eğer istersen.

Öldürücü.

Kokusu parmaklarına yapışacak,

bıçağına yapışacak.

 

 

Carol Ann Duffy

Çeviren: Eda Keskin

 

 

VALENTINE

 

Not a red rose or a satin heart.

 

I give you an onion.

It is a moon wrapped in brown paper.

It promises light

like the careful undressing of love.

 

Here.

It will blind you with tears

like a lover.

It will make your reflection

a wobbling photo of grief.

 

I am trying to be truthful.

 

Not a cute card or kissogram.

 

I give you an onion.

Its fierce kiss will stay on your lips,

possessive and faithful

as we are,

for as long as we are.

 

Take it.

Its platinum loops shrink to a wedding ring,

if you like.

Lethal.

Its scent will cling to your fingers,

cling to your knife.

 

 

 

Carol Ann Duffy

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

Eğer Sonbaharda Gelseydin-Emily Dickinson- Çev: Eda Keskin

31/5/2007 · Kategori: CEVIRILERIM

EĞER SONBAHARDA GELSEYDİN

Emily Dickinson

 

 

 

Eğer sonbaharda gelseydin,

Süpürürdüm yazı

Yarı gülümseme yarı hor görerek,

Ev hanımlarının yaptıkları gibi bir sineğe.

 

Seni bir yıla kadar görseydim,

Ayları sarıp yumak yapardım,

Ve ayrı çekmecelere koyardım onları,

Gelinceye kadar zamanları.

 

Yalnız asırlar geciktirseydi,

Onları ellerimde sayardım,

Eksilterek düşünceye kadar parmaklarım
Van Diemen’in ülkesinin içine.


Eğer kesin olsaydı, bu yaşamın bittiği,

Senin ve benim olması gereken,
Hayatı öteye fırlatırdım bir kabuk gibi,

Ve bakardım tadına ölümsüzlüğün.

 

Ama şimdi, büsbütün bilgisiz uzunluğundan

Zamanların belirsiz kanadının,

Dürter beni, gulyabani arı gibi,

Önceden göstermeden iğnesini.


 Çeviren: Eda Keskin

 

Lacivert Dergisi, Sayı 14, Mart Nisan 2007

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!