18/9/2008 · Kategori: SIIRLERIM
anahtar
kıvrılarak büyüdüm. yeşil bir daldım
kapına erişmek için başkaldırdığım yerçekimi
çarşafın kıvrıklığında saklı sevişmeler
düşlerin susuz kalmış artıkları
bir kök betonu da deler
burası benimdir ey dünya
mevsim bahar. çatlıyorum kuru duvarda
paslanmış siyah yeşil terkedilmişlik
kovaladım gölgeni döküldüğüm yerlerde
tahtanın ve çeliğin kokusu ağır
biçimsiz izler edindim beyaz tenimde
sevgi ıssızlıksa. arka odalarında hapis kaldığım
kuşlar, ağaçlar, hava dışarda ise
doğa böyle uzanır betona, sevgilim
sana uzandığım gibi güneşle
yeşillenir kök salar. taşı cana döndürür
dönüştürür yürüyen ölülerini sokağın
denizin sulayamadığı tarlalarını çiftçilerin
solmuş çiçek satan hüznünü kadınların
doğa uzanırsa şehre, sevgilim
dillenir balıklar ağda.
Eda Keskin
Sanat Cephesi, Eylül 2008
Kalıcı Bağlantı
Yorum (3)
Yorum yaz!
18/5/2008 · Kategori: SIIRLERIM
külkedisi sokağı
hava soğuk, elim soğuk, içim donuyor
nice zamandır arıyorum ayakkabımı
külkedisi balkabağından yalana binip
çizmelerin arkasına saklıyorum yüzümü
sözcüğümü düşürüyorum, buluyorsunuz
arıyorsunuz hep aynı melodileri
kulağına kan dolmuş bir kedinin
notalara tiz basan bir “gereği neresi”
mart ayında miyavlayıp duruyor
kuru kadın ilikliyor düğmelerini
yeni bir ses geliyor bozuk plaktan
yıpranmış ve sırnaşık bir yalan
bozuk parke taşlarından oyulmuş gri
ve pus ve sis var ve düşlerinizde
hava soğuk; elim soğuk, içim de soğuk
sınırlarım kapanıyor tam önünüzde
neyle doldurdunuz içinizdeki boşluğu
bastığınız yer çukur gözlerimin
yakan topçu çocuklarca avutulduğu
ve işte prens, balkabağı gerçeğim
-sıcak bir yere göm beni, sevemiyorsan
eda keskin
Kalıcı Bağlantı
Yorum (4)
Yorum yaz!
28/2/2008 · Kategori: SIIRLERIM
YİTİK HARF
kanal boyundan sular, kum biriktiriyordu dipte
ben deniz biriktiriyordum, bir karaya götürmek için
elleriniz kumdu
sessizce yanaştı gözleriniz
dudaklarınız dedi deniz
içi bomboş bir sudur
onu dolduran biziz
karaya gömülüyüm ben de, eski bir yüze benzettim sizi
genç bir ölünün dizelerine
yitik bir harf gibi düştünüz
tuzlu suyla dövüşen çatlak
elleriniz ve sesiniz
anladım geçmişti zaman
sevdiğim susuz kentte, aranan bir balıkçı
“sahil nerede” diyorum şehir insanlarına
yüzleri suya dönüyor
arayışınız bölüyor düşümü
ara sokakta çocuklar
“bu denizin kokusu” diyorlar
siliniyor gördükleri her şey
denizler, ağaçlar, kuşlar
sonra saklıyorum sözcüklerimi
onların bulamayacağı yerlere
Eda Keskin
Kalıcı Bağlantı
Yorum (3)
Yorum yaz!
12/11/2007 · Kategori: SIIRLERIM

eller ve su
bir bilsen
ellerin ne kadar sıcak
yanıtlarımı gömüyorum bir yere
ezgi kendisiyle oynuyor
parmaklarım arasında su sesi
doluyor kumlar göğsüme
kemikleri sevgilimin
her ritim yeni bir doğuş
seven kendini yeniden taştan
hepimiz öleceğiz
sevgilim
su getir bana, bir de ellerini
eda keskin
Kalıcı Bağlantı
Yorum (2)
Yorum yaz!
« Önceki ::
bilseydi ellerinin sıcaklığını
erirdi içimde buzdan kapılar
tamamlanırdı sorularım
yanıtlarımı gömüyorum bir yere
ezgi kendisiyle oynuyor
parmaklarım arasında su sesi
doluyor kumlar göğsüme
kemikleri sevgilimin
her ritim yeni bir doğuş
seven kendini yeniden taştan
hepimiz öleceğiz
sevgilim
su getir bana, bir de ellerini
eda keskin
kasım 2007