14/4/2007 · Kategori: SIIRLERIM

(Tablo: Mualla Cimilli)
tekrarın anlamı
ıslak bir dönüş yolunda
kayıverdi ayak izlerim
adımlar her zamanki değişim değil,
zaman mekan kayboldu hep; boşta kaldım orda
“sana dönüş yolunda”
ıslaktım, değildim; önemli de değildi,
yalnızdım, yorgundum; suskundum ayrıca
dudağımda kırmızılık, dilimdeki kan tadı
vücudumu çürüten doğum. kanımı zehirleyen bebektin.
ölüydün karnımda. zaman mekan değişse de hep; asılı kaldım orda
“sana dönüş yolunda.”
ağıtlar neden hep çığlıklarla söylenir
içimizde milyon sözcük asılı dururken
deden susarız severken, mutluluk konuşur ya hep
sorular sordum insanlarıma;hâlâ yanıtsızım, burada
eksik ve şekilsizdim orda da
“sana dönüş yolunda.”
“tekrarlar sonun habercisidir” dedi kuş
aynı tempoda cikciklerken; uçtu; öldü.
“anlamlar, anlamsızlık için”dedi içimdeki
tekrarların anlamsızlığını ısırdım orda, yine ordaydı
“sana dönüş yolunda.”
Eda Keskin
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
14/4/2007 · Kategori: SIIRLERIM

(Tablo: Frida Kahlo, Moses Nucleus of Creation, 1945)
………….Tayfun Erdem’e…
Hayali prenses için, karlar prensesi için…
Margit'e, onun az bulunur yaşama sevinci için...
sen, notalarına dökerken aşkını
ben masamın başımda ölmek istedim
“yoksun ki çocuk, yüzler içinde,
sevgi nasıl yaratırsa asıl dünyayı”
acının soğuk koluydu, olmayan bir adamın
dudakları soğuktu.
öldüm.
ne için yaşamak
tüm karmaşa içinde
taş gibi somut sevgi. ezdi beynimi
SİZ’i yuttum. doldurdu nota içimi.
ölümün huzuru gibi, sevecen - yakıcı
aldattığın prensese yazdığın şarkı
okşarken prensesin saçlarını ölüm
ninniler söyleyen aşık dirildi
ölüm doğumu getirir diyordu, her son başlangıçtır
umudun eli değdi beynime. SU’ya döndüm.
dönüştüm sevgilimin üç ünlemli sularına…
ne için yaşamak anlamlı soru –bu karmaşa içinde
sen istemesen de dönerken dünya
“umut için yaşamak” dedim sonunda.
sevgi için ölüp dirilmek.
dirildim.
Eda Keskin
08.04.2007 Pazar
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
25/1/2007 · Kategori: SIIRLERIM
|
Güvercin Düşüşü
beyaz ellerin kavramış gökyüzünü. tedirgin parmakların uçuyor gibi harekette. barışın beyaz kanadıyla uçup. sonra çakılıyoruz betona.
beton soğuğu pistir. işte bu yüzümüze bulaşan gerçeğin isidir budur yaşamaktan utandıran bizi.
sokak ceset kokarken mezarlıktır her aydınlık yüz
dink, bir elin türk bir elin ermeni, dink, sen birleştirince ellerini, duyulurdu kısılmış sesi barışın.
agos, arttan tohum veren bir çiçektir anadolu’da adını sütünden almıştır toprağın topraktır, birleştirir kardeşlikleri
ne kadar çeksek de toprağı üstümüze. gömülmüyor utancımız. seyrettik düşüşünü güvercinin.
17 yaşında genç bir el, nazım usta’nın “güzel, aydınlıklara inanan, güneşli el”i olaydı, 17 yaşında el, okşasaydı kardeşinin sırtını 17 yaşında el, soğuk bir tetiğe dayalı
el olmasaydı….
23.01.2006 |
| |
|
Eda Keskin |
| |
Kalıcı Bağlantı
Yorum (2)
Yorum yaz!
2/1/2007 · Kategori: SIIRLERIM

(Tablo: Jacquelin Roque'nin Portresi, Pablo Picasso)
yağmur seni bekliyor giyinmeye sesini. çığlıklarının kırmızı rujla bıraktığını her damla suda. Şimdi… çiçekler çizilmiş tende. gözlerin susuz bir fırtına içinde. sanki sağanakta düşüncen. neden susuyorsun ağlarken. |
| |
|
Eda Keskin |
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
14/12/2006 · Kategori: SIIRLERIM

(Fotoğraf: Rupert Bchele)
DELİ YELKOVAN
Fethiye’de bir dev, deli yelkovan
Değirmendir, öğütür suları
Suların üstünden akan zaman
An be an derinliklerine karışır
Saatin tıkırlarında bir yaşam
Her an dönüşü yok bir sonda
Sonsuzluğun kendini çağırmaksa
Nice öbür günlere saklanmıştır
Gökleri alıp ellerine, göğe bakar yine de kız
Susar, susamışların ağıdına, dinler
Martılar çoktan gitmiştir, hayallerini bırakıp
Denizin gökle birleştiği yerde hapistir akıl
Çöz düğümlerini gecenin ve sabahın mırıltılarını
Sar ellerine ve kat gecelerinin acısını güneşe
Güneş kızılsa,
Kanayıp doğmuştur sabahları.
Eda Keskin
Seza Dergisi Kasım-Aralık 2005
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
« Önceki :: Sonraki »