KAR GÜLÜ
7/12/2006 · Kategori: OYKULERIM
(Tablo: Mualla Çimilli)
| Kız gökyüzüne baktı. Cehennem soğuğu bir hava. Kar… Ellerinde yumuşacık yeşermiş bir kar gülü. Kar gülünün sahibi, yanı başında. Pardösüsünün altından bile hissedebildiği beton soğuğu önce dizlerini, sonra uyuşmuş bacaklarını kavradı. Parmaklarına hohladı kız ve havada binlerce tanecikli buğu çıkardı. İlerde şehrin üstünden güneş batıyordu. Kızıl bir alev yayılıyordu etrafa. Bak bana diyerek gözlerini kırpıştırıyordu şehir. Oysa her zamanki taş, bulut ve kardı. İçinde hayatın iyi bir şey olduğuna dair bir his… Anlamsız, karmaşa dolu bir yokluk içinde, işte, bir varlık… Yanında nefes alıp veriyor. Kar gülünün sahibi… Tohum ne zaman atılmıştı? Hatırlamak mümkün değil. Kardan yaşam çıkarmak ne denli zordu bazen. Karın aslı su olsa bile… Su donmuştu ayaklarının altında… Daha önce bu kadar korkmamıştı hiç. Ağlasa yaşı donar yüzünde. Batan güneşe de ayıp olur hem. Ateş gömülürken içine… İçinden bir şeyler, çekiştiriyor onu sağa sola. O ise bir yüzü güneşte kar gülünü seyrediyor. Kar gülü, yanında, sımsıcacık… Ve sahibi kar gülünün, ellerini tutuyor… Kedi yumakları çiziliyor kardaki gölgesinde. Gözleri kar gülünün özüne dönüyor. Sahibi, gözünde… Çok az kaldı, kapı aralanacak: beş…..dört…..üç…..iki Rüzgar esiyor bir an! … Gözünü kapattı kız. Kafasını çevirdi. Çevirdi kız kafasını. Rüzgarr… Kar tanecikleri götürüyor onu! … Bir ani rüzgarla asılıyor bileklerinden. Havada kalıyor. Tanecikler dolduruyor yüzünü! … Boşaltıyor tüm mimiklerini. Kar kapattı yüzünü. Yüzü kimliksiz… Ölüm demektir bu. İçini boşaltan her şeye inat, bir nefes gerek! Nefesi çekti kız içine. Diğer bir nefes… Dolmak için yeniden, ha gayret! … Bir daha dene! Bir daha! Bir daha! Ne kadar denese boş, rüzgar inmiyor ciğerlerine. Kızarıyor yüzü, çırpınırken havada. Rüzgar kaygısız… O, hep uçuyor. Şişmiş yüzün yanında tanecikler kaçışıyor. Kar gülünün sahibi, ağlıyor. Ayak bileklerinden kavrıyor kızı, aşağı çekiyor. Kar gülü boynunu büktü. Sahibi, hala gözünde. Gül, gözünden aşağı yuvarlanıyor. Birlikte ağlıyorlar. Kar gülünün sahibi okşuyor saçlarını kızın. Utangaç bakışlar onu seyrediyor bel kemiğinden. Kapı aralanıyor. Dudakları birleşiyor bir anda. Baharın müjdecisi toprak eller kayıyor çıplak tende. Derisinde saklı yaraları buluyor parmaklar. Dudaklar geziniyor yaralar üstünde. Sıcak nefesle ürpertiler… Kızıl kıvılcımlar sarıyor saçlarının tellerini. Kapı, sonuna dek açık. Kız ve gül aynı canda. Hala hıçkırıyor her ikisi de. Eriyor kar tanecikleri… Su akıyor altlarından… Nefes alıyor kız. Kar gülü yeşeriyor suyla! … Su candan akıyor, can veriyor… Yeşeren yaprakları ellerine alıyor. Hava soğuk… Kar gülünü koynuna koyuyor kız. Isıtıyor… Kar gülünün sahibi, O’nda… Nikbinlik, Mart-Nisan 2006 |
|
Eda Keskin |
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
1 yorum yazılmıştır
Yazan:fatoscb | Tarih: 2006-12-07 11:22:10Konu: merhaba
paylaşımın için teşekkürler...sevgiyle ve saygıyla kalın ....blogumada gelin beklerim....


