KARINCALAR-öykü-Eda Keskin
22/4/2007 · Kategori: OYKULERIM
KARINCALAR
Eda Keskin
Karıncalar sessiz. Damarları çatlıyor. Sokağı bir is sarıyor. Sonra, is ve sessizliğin eş zamanlı hayaller olduğunu anlıyor. Yıkım!..
Pis suya düşüyor izmarit parçası. Çocuk, eğilerek suya düşen izmariti geri alıyor. Hiçbir şey bırakmak istemiyor sanki karanlık sokağa. Kaçıyor gecenin içine nereye gittiğini bilmeden. Bir ıslık, “Ben yalnızım.” derken, diğeri gökyüzünde yıldızları sayıyor.
Bir an kulağında babaannesinin sesi, karanlıkta ürperiyor:
-Sus yavrum! Gece ıslık çalmak şeytanları çağırmaktır.
Hani nerde diye etrafına bakınıyor çocuk, geldiler mi? Korkması gerekiyor ama korkmuyor. Babaannesini silikleşen hayalinden geriye sıcak ocak başı rüyaları kalıyor. Ocak ateşi, korunma, huzur…
Kapılar arkasında ışıklar var hep. Kapıları saymaya başlar her gece, ama bitiremez. Işıkların içini merak eder. Kapıları çok sever. Arkaları umuttur kapıların; sevgidir. Açmak ister, açamaz. Kilitlidir kapılar. İşte o zaman, çöker diz kapaklarının üstüne. Sanki garip bir kuralmış gibi; çökmeden ağlamaz.
Ağzına götürdüğü siyah torbadan bir nefes çekti. Susarken bir şey bağırdı içinden. Konuşan, şikayet eden hep bir Diğeri vardı. Yine söz aldı Diğeri: “Elindeki kiri, bırak at! Ya pistir bi şey ya da temiz…”
Ürperiyor. Gece üşüyor onunla. Titreyen parmaklarına bakıyor. Kapkara elleri. Hoyratça yaşadı hep, elleri pislik doldu. Yüreğe bulaşmasın diye, pisliği elinde topladı.
Yapabilseydi yıkardı şuradaki saat kulesini ve duvarlardan, bileklerden tüm saatleri toplardı. Sevmiyor zamanı. Saatler yalnızlığa götürüyor ve bir de ışığa. Biliyor, günle beraber acıyan gözlerle buluşacak. Kendisinin kabul etmediği toplum, dışlanan oymuş gibi yapacak.
Her kavram tek tek, ellerinde yüklü alışveriş çantası. Oysa hayatla alışverişe çıkmadı hiç.
Hayattan faturasını kesip sokaklara koştu. İnsanları, insanların yaşadığı sistemi, süslü bataklığı, ailesini, yarışı, hayat kavgasını hepsini geride bıraktı kısa zaman önce.
Yürüyemediği zamanlarda sürünerek taşıdı daha önce. Bırakmalıydı, buraya gelmeliydi. . Kapılara bakınca gizli bir nefret açığa çıkıyor içinden: “Kapalı kalsın, hadi. Bütün kapılar kapalı kalsın. Ben de kapıyım. Açan yoksa olmasın varsın.”
Düşünmek için çok vakti var. Beyni ve elleri yavaş yavaş ısınıyor. Genzinden ekşi bir buhar yükseliyor. Aradığı şeyi bulduğunu zannediyor bir süre. Bi de gerçekten sıcak bi şey olsa, sevgi gibi bişi…
Yalnızlık nedir ki usta? Sevgi nedir ki?
Sustu gece. Zaten hiç konuşmazdı.
-Yıldızlar nerede anne?
-Gökteler, her zamanki gibi izliyorlar bizi…
Annesinin sesi nasıl yumuşak… Ne zaman hatırlasa hep böyle. Birden sevindi; kapı aralığından bakan ışıkları yıldız zannetti. Ve her bir kayan yıldıza karşılık, hep açılan bir kapıyla ulaşacağı yeni bir yıldızı bekledi. Kapılar sabah olunca açıldılar ve hep yeniden kapandılar. Yıldızlar doğdular ve kaydılar. Her kayan yıldız için bir dilek tuttu. Gece onun, yıldızlar onun, kaldırım taşları, duvar dipleri, sokak köpekleri onundu. O ise hiç kimsenin.
Kendisine bile ait değildi.
Diğeri sustu.
Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
3 yorum yazılmıştır
Yazan:isimsiz | Tarih: 2009-06-18 22:54:42Konu: SEDA
Yazan:adil | Tarih: 2007-05-02 18:26:55guzel www.djbuket.ile.biz
Konu: slm
Yazan:www.Grupkatliyam.blogcu.com | Tarih: 2007-04-28 17:44:25slm eda ben kemer den adil. Gerçekten çok güzelsiniz msn adresim:antakyali_adil@hotmail.com
Konu: Slm
slm güzel olmuş sende benimkime bakabilir misin.?
sitem : www.Grupkatliyam.blogcu.com
msn : Grupkatliyam@hotmail.com
tanışalım mı?


