ODADAKİ YALNIZ ÖYKÜSÜ
3/12/2006 · Kategori: OYKULERIM
(Salvador Dali-Galatea of the Spheres)
//Kimsesizlik doğar yankılarından
sessizliğin
gidip geri dönemeyen seslerin
çarpıştığı yerde
kelimeleri başıboş bırakan
Onsuzluk,
O yangının,
Sığ cümlelerden ırak
Tekrar canlanıp
Ateşten kül
külden ateş yapmasını bilen gözlere
dönüşüvermesi
miydi//
Zorunlu sessizliğin yankıları duruyordu içinde. Durmadan yere damlayan ve döşeme üstünde ıslak kargaşalar yaratan sesler bile bozmuyordu sessizliği. Odasının duvarlarına baktı, kaç gece ve kaç gündüz üzerine gelen duvarlarda aradı yeniden, bulamadı, masasının üzerinde duran bir kaç resme takıldı elleri. Mutlu annıların mutlu, şimdi bir o kadar mutsuzluk veren fotoğraflarına süründü gözleri. Gülümsedi.
Üniversitenin o kendine özgü, coşkun bahar havasında, ürkek ceylan gözleri bakıyordu fotoğrafın öbür ucundan çünkü, içleri sevgi doluydu ve anlayan gözbebekleriydi gördüğü.
//Şimdi,
geçmiş zamanda hapsolmuş,
bulanık kalmış
gözlerin buğusunda,
suyun kıyısında duran
ceylan bakışlı sevda,
atlıyordu gözbebeklerinde
aşkın
sevinçle sıçrıyordu
o yana bu yana
------- !!! Bir tüfek sesi !!! --------
ormanın ortasında
Aşkın gözlerinde
şaşkın
“neden?”ler...
Ceylan
kaçtı kirli
adımlarından
bir
ihanetin//
Fotoğrafta gördüğü sevgi dolu yüz... Eski anıları canlanıyordu gözünde, içinde asla bitmeyecek sonsuz sevgi de. Bir daha asla canlı göremeyeceğini bildiği kızın yüzünün her bir noktası büyülüyordu O’nu. İsyan birikiyordu içinde, suçluluk duyuyordu. Kaybetmişti çoktan ve haksızca, konuşmadan, açıklamadan, ihanetin en büyüğünü yaparak hani o bedenle olmayan. Bir “söz” vermişti, bir “söz”, “namus” demekti, bir söz vermişti Ceylan’ın annesine. Üç sene önce, nedenlerini söylemeden bahane bir yalanla ayrılması gerekmişti O bilmeden.
//Yalan söylemeliyim sana,
Söylemeliyim
Oysa bilirim
Bitmeyecek hasretim
Duvarlarım üstüme gelecek
Tek tek
Kaybolacak
Yalnızlığım bile
Hiçliğin ortasında
Evren yok olacak
Sen,
Tanrı’m!
//
İçi yanıyordu. Ceylan bırakmamıştı ki O’nu, tarihinde hiç bir zaman. Kavramları söküp bir bir atarken, yarattığı uçurum kenarındaki yaşamında bir defa bırakıp gitmemişti. Varoluşu keşfetmek için damarlarında dolaştırdığı zehire bile sırtını dönmeyip yaşama döndürmek için tutmuştu ellerini. Hayatında onu isteyen, yaşamı için kendisinden çok emek veren vefakar bir güzel sevginin ve bilincin elleriydi onu hiç ama hiç bırakmayan.
//Ellerini bıraktım
Düşüyorum uçurumumdan,
Onlardır ellerin:
Acıtırlar içimi
Tarihimde en zor anda
tuttular beni
Ve sonunda BENdim
bileklerini kesen
Düşerken,
İhanetimi sundum
Sana...//
29.07.2005
Andız Dergisi, Sayı 5
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır


