Eda Keskin

ŞİİRİN YALNIZ AŞIĞI-EMILY DICKINSON-Eda Keskin

31/5/2007 · Kategori: INCELEMELERIM

ŞİİRİN YALNIZ AŞIĞI : EMILY DICKINSON

(1830-1886)

Kitap gibi Firkateyn yok götüren / Uzak illere bizi,/ Ne de Küheylan bulunur bir Sayfa/ Şahlanan şiir gibi-/ En fakiri bile alır bu Bölme / Ayakbastı gerekmez-/ Bu Araba taşır insan ruhunu/ Fazla birşey istemez! [1] 

Şiirinde sık sık kullandığı çizgiler, arada sırada kelimelerin baş harflerini büyük yazması, ritimsizliği, uyaksızlığı, basmakalıp olmayan imgeleri ile 19. yy. edebiyatının en önemli  yenilikçi şairlerinden birisiydi Emily Dickinson. 1860’dan itibaren dil ve nazım tekniklerinde başlattığı arayış, daha sonraları modern şiir üzerinde de hatırı sayılır bir etki bırakacak olan şiir çizgisinin  temel adımlarını yarattı.

Ben bu yazımda “sanatçıya dönük eleştiri” kuramı içinde Emily Dickinson’ı incelemeye çalışacağım. Bu eleştiri biçimi sanatçının kişiliği ve eserleri arasında sıkı bir bağ bulunduğu ilkesine dayanır. Bu eleştiri kuramının amacı, eserlerini aydınlatmak için sanatçının hayatını ve kişiliğini incelemenin yanısıra, sanatçının psikolojisini ve kişiliğini aydınlatmak için de  eserlerini bir belge olarak kullanmaktır. Yazarın hayatında yeralan olaylar, içinde yaşadığı koşullar, aile ortamı, okuduğu kitaplar, başından geçen aşklar gibi bilgiler yazarın kişiliğinin anlaşılması için gerekli bilgiler sayılır. Bu bilgiler sayesinde yazarın inançları, dünya görüşü, psikolojik durumu saptanırsa; eserlerini bu bilgiler ışığında inceleyerek sağlam yorumlara ve değerlendirmelere varılabileceği düşünülmektedir. Buna göre eserin gerçek anlamının yazarın düşündüğü, tasarladığı,  dile getirmek istediği anlam olduğu kabul edilir. [2]

Emily Dickinson’ın hayatında dikkat çeken en önemli özellik yalnızlığıdır. 23 yaşında sosyal hayatla bağını kesen şair, 15 Mayıs 1886’da Amherst, Massachusetts’te babasının evinde ölünceye dek yazmaya devam etti. Yazdığı 1775 şiirden, yaşadığı süre içerisinde sadece yedisi yayımlanan Dickinson’ın şiirleri, mektuplarıyla birlikte ölümünden sonra kardeşi Lavinia tarafından yayınlandı.

Emily Dickinson, siyasal bakımdan çevrede oldukça tanınan bir ailenin ortanca çocuğuydu. 10 Aralık 1830’da Amherst, Massachusetts’te doğmuştur.  Emily’nin kardeşleriyle arasının çok iyi olduğu ve bu yakınlıklarının ömrünün sonuna dek sürdüğü biliniyor. Emily önce Amherst Akademisi’nde; daha sonra 1847-48 yılları arasında Mount Holyoke Kız İlahiyat Okulu’nda öğrenim gördü. Aldığı din ağırlıklı bu eğitim, daha sonraki döneminde hayatın anlamını sorgulayan, Tanrı üzerine şiirler yazmasında etkili oldu. Tanrı konusunu işlerken şüphecilikten de ayrılmadı. [3] Bunu aşağıdaki dizelerinde görebiliriz:

Cenneti yukarıda hiç bulamaz/ Aşağıda bulamayan. / Tanrı'nın konutu benimkiyle yanyana/ Eşyası aşktan. [4] 

Emily Dickinson ilk şiirlerini, 1850’de Ralph Waldo Emerson ve Emily Brontë’nin etkisi altında olduğu sıralarda, babasının bürosunda hukuk eğitimi gören Benjamin F. Newton adlı bir gencin desteğiyle yazdı. 1860’dan itibaren dil ve şiir tekniklerinde bir arayış başlatmıştır.1860 yılından sonra gelen deneme döneminde kullandığı ölçülerde  İngiliz ilahi yazarı Isaac Watts, Shakespeare ve Kitab-ı Mukaddes’in Kral James uyarlamasının etkileri görülür. En çok kullandığı şiir biçimi her biri iambos ölçüsüyle yazılmış üç ayaktan oluşan dörtlüklerdi. [5] Birçok başka yazım biçimini de kullanan Dickinson, düşünceleri ile ölçü arasında uyum sağlamak için ölçüyü sürekli değiştirdi; bir hızlı bir duraksamalı tempo kullanarak basit ilahi ölçülerine bile karmaşıklık kattı. Çok çeşitli yollar deneyerek sık sık tam uyaktan uzaklaşması bu konuda yepyeni ufuklar açtı. Bu denemeler düşüncesindeki gerilimi şiirlerine daha iyi aktarmasını sağladı. Dili gereksiz sözcüklerden arındırarak yaşayan ve net anlamlı sözcükler kullanmaya özen gösterdi. Söz dizimini hiç çekinmeden bozdu; alışılmış sözcükleri akla gelmedik bağlamlarda kullanarak okurlarını şaşırtıp dikkatlerini yoğunlaştırmaya ve şiiri keşfetmeye yöneltti. 15 Nisan 1862’de edebiyatçı Thomas Wentworth Higginson’a bir mektup yazıp, dört şiirini göndererek şiirlerinin “diri” olup olmadığını sordu. Higginson, Emily’e şiirlerini özgün bulduğunu söyledi, ama hiçbir yerde yayımlamamasını öğütledi. Bundan sonra da yaşamı boyunca Emily’nin eğitmeni oldu. [6]

En soluklu dönemi İç Savaş yıllarına rastlayan Emily Dickinson, bu süre içinde yaklaşık 800 şiir yazdı. Şiirlerinin konularını savaşta değil iç dünyasında aramıştı ama savaş yıllarının gergin havasının, onu yazmaya zorlayan bir baskı yarattığını düşünüyorum. Yakınlarının tehlikede olduğu bu dönem, onun şiirlerinde kendini acelecilik olarak gösterdi. İç Savaş’tan sonra dışarıyla ilgisini keserek, Amherst dışındaki tanıdıklarıyla yazışmaya,  kendisini görmeye gelen çok az sayıda ziyaretçiyle görüşmeye ve yalnızca beyaz giyinmeye başladı. [7] Zamanının çoğunu odasında geçiriyordu. Buna karşın mektuplarında o dönem edebiyatı hakkında bilgiler mevcuttur. [8] Özellikle 1850’lerde Dr. Josiah G. Holland ve eşi ile Samuel Bowles’e yazdıkları Emily’nin yazışmalarında önemli bir yer tutmaktadır. Holland ve Bowles, Massachusetts’te edebiyat konularına eğilen yazılar ve şiirler yayımlayan Springfield Republican adlı bir gazete çıkarıyorlardı. 1850’lerde yazdığı bu mektuplar, canlı, mizah dolu, biraz çekingen bir genç kadının mektuplarıydı.  [9]  Bu mektuplar  yazın değeri taşımalarının yanısıra, şairin karakteri ve yaşam tarzı hakkında da  bilgi veriyorlar. [10]

Emily Dickinson, sadece şiirlerinde getirdiği yenilik ve seçtiği münzevi hayatı ile değil aynı zamanda gizemli duygusal hayatıyla da ünlenmiş bir şairdir. Günümüze ulaşan 1775 şiiri ve bir o kadar da mektubu, onun coşkulu, esprili bir kadın, şiirleri kadar yaşamını da bir sanata dönüştürmesini bilen titiz bir usta olduğunu ortaya koyuyor. Emily sürekli odasında bulunmasına karşın bir çok nesneyi hayal gücüyle anlamlandırıyordu. Hayatı ustalıkla betimleyişinin kendi içindeki bu düşsel anlamlandırmayla mümkün olduğunu düşünüyorum.  Şair bunu şöyle anlatıyor: 

Hiç sazlık görmedim/ Hiç görmedim denizi -/ Yine de biliyorum-nasıl görünür bir saz-/ Ve bir dalga-nasıl olmalı- / [11] 

Dickinson’ın esrarengiz yaşam tarzı ve hayatındaki gizem perdesi okuyucularının akıllarında uzun yıllar daha soru işaretleri bırakacak gibi görünüyor. Hayatıyla ilgili en çok merak edilen ayrıntı, hayal kırıklığı yaşadığı bir aşk ilişkisinin erkek kahramanının kim olduğudur. Bu adam iki kişi olabilirdi: Hayattaki en yakın dostum dediği ve sürekli mektuplaştığı Charles Wadsworth ya da Samuel Bowles ki Emily birçok şiirini ona ithaf etmişti. Samuel Bowles gelenekçi şiir beğenisiyle Emily’nin şiirlerindeki değeri anlayamamış; bu da Emily’yi büyük bir hayal kırıklığına uğratmıştı. Ayrıca 1878’de babasının en yakın arkadaşı olan Otis P. Lord’a aşık oluyor ve yazdığı mektuplar Lord’un da bu aşkı karşılıksız bırakmadığını ortaya koyuyordu. [12] Emily, bir çok şiirinde umutsuz olan bu meçhul aşk ilişkisinden bahsediyor:

“Bana, tatlım, iki miras bıraktın,-/ Aşk mirasıydı biri/ Gökteki Tanrı sevinirdi,/ O’na sunulsaydı eğer; / Bana acının sınırlarını bıraktın/ Engin deniz gibi;/ Sonsuzluk ve zaman arasında,/ Senin bilincin ve benimki.“

“Kalbim, unutacağız onu,/ Bu gece, sen ve ben./Ben ışığı unutayım,/Onun sıcaklığını sen. /Unuttuğun vakit, söyle bana,/ Ola ki düşüncem donar./Acele et, oyalanırken sen,/Hatırlayabilirim tekrar.“ [13] 

Dickinson’ın  doğa üzerine yazılmış şiirlerinde, bilincinin doğayla özdeşleşme dürtüsü dikkat çekiyor. Kendini doğayla özdeşleştiren bir imgesel kavrayışla yazdığı için şiirlerinde bu betimlemeleri özellikle görüyoruz. Münzevi ve doğa içinde sessiz bir hayat sürmüş; penceresinden gördüğü yeşillikleri kalemine yansıtmıştır. Şair bunu büyük bir ustalıkla yapıyor, adeta sözcüklerle resim çiziyordu:

Güneş ve sis yarıştılar/ Yönetimi için gündüzün./ Güneş aldı sarı kırbacını eline / Ve sürdü sisi uzaklara [14] 

Yukarıdaki  “Yarış“ şiirinde dikkat edilebileceği gibi şair, doğa varlıklarını insanlara benzeterek  betimliyordu.  Bunun görüldüğü bir diğer şiir ise “Deniz Gel Dedi Dereye”:

Deniz "gel" dedi dereye,/ dere "bırak büyüyeyim" dedi./ deniz yanıtladı "o zaman bir deniz olacaksın-/ bense bir dere istiyorum, gel şimdi!" [15] 

Odasından çıkmayarak kendini düşüncelere veren Dickinson’ın yazdıklarında öncelikle hayatı sorgulama yoluyla ulaştığı felsefi derinlik olmalıdır. Kendisini odanın içinde yok edip yalnızca dünyayı gözlemleme ve betimleme dürtüsü içinde olduğunu düşünüyorum. Gerçekten de Emily Dickinson’ın şiirlerini incelediğimizde varoluşunu sorgulayan derin bir felsefenin varlığını görüyoruz. Ayrıca kendisini “hiç” olarak tanımlayan bir alçakgönüllülüğü var. Kavramları sorgulayan bir merakla,  onların kökenine inmeye çalışan dizeleri , düşündürücü bir şiir çizgisine sahip olduğunu gösteriyor:

Ben hiç kimse! Peki, ya sen?/ Sen de hiç kimse misin yoksa/ Bir çift ettik demektir, ama sus/ konuşma sakın, sürerler yabana. / Ne sıkıcı, herhangi biri olmak,/ Bir kurbağa gibi, sıradan,/ Aşık olmuş bir bataklığa/ Adını söylemek hiç durmadan. [16] 

Emily Dickinson şiirde yeni bir dil yaratma çabasıyla yola çıktı ; geleneklerden sıyrılarak kendi iç sesinin özgün yorumuna ulaştı. Emily Dickinson’ın şiirlerini okuduğunuz zaman onun düşünsel hayatında gezintiye çıkıyorsunuz. Öyle ki ,  sizin bilinciniz  onun bilinciyle bir oluyor ve yıllarca  münzevi yaşam sürdürmüş bir zihnin, hayata anlam vermeye çalışan eşsiz zekasıyla birlikte, hayatı daha önce farketmediğiniz şekliyle algılıyorsunuz. Onun şiirlerinin içinde yarattığı sesli düşünüş, doğayla özdeşleşen aklı ve üstün betimleme yeteneği okuyucuyu büyülüyor. Onun içindir ki ölümünden sonra kardeşi tarafından yayınlatılmayan şiirleri duyulduğu zaman, onu birazcık daha okumak isteyen kişilerde  büyük bir ilgi uyandırmıştı. Dickinson’ın şu anda dünyanın her yerinde milyonlarca okuyucusu bulunuyor. Bu insanlar, onun esrarengiz hayatının çekiciliğine kapılmış ; hayatının her ayrıntısına karşı duydukları ince bir merakla dizelerinde yolculuğa çıkıyorlar. Modern şiirin oluşumuna değerli katkısıyla Emily Dickinson, her şiir okuyucusunun mutlaka okuması gereken bir şair...

Eserleri: Ölümünden kısa süre sonra kızkardeşi Lavinia şiirlerini yayımlamaya karar verdi. T.W. Higginson ve Mabel Loomis Todd tarafından derlenen ilk kitap Poems by Emily Dickinson’ı (1890; Emily Dickinson’dan Şiirler) Poems: Second Series (1891; Şiirler: İkinci Dizi) ve Poems: Third Series ( 1896; Şiirler: Üçüncü Dizi) izledi. İki cilt olarak yayımlanan Letters of Emily Dickinson’da (1894; Emily Dickinson’ın Mektupları) da bazı şiirleri yayımlandı. Daha sonra yayımlanan şiir kitapları: The Single Hound: Poems of a Lifetime ( 1914; Yalnız Tazı: Bir Ömrün Şiirleri), Further Poems of Emily Dickinson: Witheld from Publication by Her Sister Lavinia) (1929; Emily Dickinson’ın Kardeşi Lavinia Tarafından Yayımlatılmayan Şiirleri), Unpublished Poems of Emily Dickinson ( 1935; Emily Dickinson’ınYayımlanmamış Şiirleri ), Bolts of Melody: New Poems of Emily Dickinson ( 1945; Ezgi Yıldırımları: Emily Dickinson’ın Yeni Şiirleri).  [17]

Kısaltmalar:

a.g.e. : Adı geçen eser
s. : Sayfa
yay. : Yayınları

Notlar:
[1]
Çeviri; Emily Dickinson (1830-86), Complete Poems( Bütün Şiirleri), 1924

[2] Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran, İletişim yay., 2005, s. 132

[3] Ana Britannica, Vol 7, s. 243

[4]Emily Dickinson, a.g.e.

[5]
Bu şiir biçiminin açıklaması Dickinson’ın kitaplığında duran Watts’ın kitaplarından birinde bulunmuştur.

[6] Ana Britannica, Vol 7, s. 243

[7] The Oxford Companion to Women’s Writing in the United States ( Oxford Üniversitesi ABD’de Kadın Yazını El Kitabı), 1995, Oxford University Press, Inc.

[8] Münzevi hayatı sürmesine  karşın mektuplarında John Keast, John Ruskin ve Sir Thomas Browne’nin o dönem yazdıkları hakkında bilgiler bulunuyor.

[9] Ana Britannica, Vol 7, s. 243

[10] Dickinson’ ın mektupları “Letters of Emily Dickinson” (1894; Emily Dickinson’ın Mektupları)  olarak yayınlanmıştır. Mektuplar hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isteyenler bu kitabı okuyabilirler.

[11] Emily Dickinson, a.g.e.

[12] American National Biography Online (Amerikan Milli Biyografileri Online)- Şubat 2000
[13]
Emily Dickinson, a.g.e.
[14]
Emily Dickinson, a.g.e.
[15]
Emily Dickinson, a.g.e.
[16]
Emily Dickinson, a.g.e.

[17] Ana Britannica, Vol 7, s. 244

Lacivert Dergisi, Sayı 14, Mart-Nisan 2007

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »